|

Geçen ay Eurovision 2012’de Türkiye’yi Atiye’nin temsil edeceğine dair fısıltılardan söz etmiştim. Yazımın hemen arkasından hem TRT hem de Atiye tarafından açıklama geldi ve böyle bir görüşme yapılmadığını belirttiler. Ben “Resmi bir görüşme yapıldı” dememiştim zaten. Ne dediğim belli, merak eden milliyet.com.tr’den tekrar okur.
Tolga Akyıldız / Milliyet Efendim o arada TRT Müzik Dairesi Başkanlığı, üyelerini gizli tuttuğu bir Eurovision Komitesi oluşturmuş. Bu komite, nabız yoklayarak Eurovision için beş aday belirlemiş: Duman, Şebnem Ferah, Atiye, Murat Boz ve Hande Yener. Gelin adaylara yakından bakalım: Şebnem Ferah’ın Eurovision’a gitmeyi kabul etme ihtimali, beni de vokalist olarak yanında götürme ihtimaliyle aynı bana göre. Duman’a teklif götürüldüğünde Kaan’ın, Batuhan’ın ya da Ari’nin tepkisi büyük olasılıkla “Eurovision nedir abi?” olacaktır. Cengiz Baysal’sa davulunu bırakıp nezaketle Eurovision’un ne olduğunu açıklayacaktır kendilerine. Ancak bu sohbet bir sonuca ulaşmayacaktır. Murat Boz, kariyerinde geldiği nokta itibarıyla bu teklife sıcak bakmayacaktır. Geçen yıl olsa koşa koşa gidebilirdi. Bu yıl teklif gelir de giderse hata eder bana göre... Hande Yener, uzun süredir Eurovision’a gitmek istediğini açıkça ifade ediyor. Giderse başarılı olur mu? Şarkıya ve sahne şovuna bağlı... Lady Gaga öykünmesi (!) de sempati toplar belki. TRT kendisine teklif götürür mü? Bence yüksek ihtimal değil. Geriye kim kalıyor? Atiye... Hep söylediğim gibi, Atiye’yi göndermek en doğru seçim olacaktır. TRT, ben bir ay önceden ‘içerden’ bazı fısıltıları yazdım diye rahatsız olduysa ve beni yalancı çıkarmak isterse, yazık olur. Şaka bir yana; gidene de, gönderene de memlekete de faydalı olur umarım Eurovision 2012. Genelde olmuyor çünkü.
Albüm çıkarmak amaç değil Ayşe Özyılmazel bir süre önce köşesinde iki bölüm halinde tavsiyeler verdi albüm çıkarmak isteyenlere... Tavsiyelerinin hemen hepsine katılıyorum. Onca şöhretine rağmen yaşadığı zorluklardan, işin püf noktalarından, o süreçte geçirdiği sinir krizlerinden söz etti Ayşe... Ben de başka bir açıdan katkıda bulunmak isterim konuya: * Şarkınıza güveniyorsanız, mütevazı bir düzenleme ve kayıt yeterli. Klip için ve klibi müzik kanallarında döndürmek için çok para harcamayın. O devir geçti. Mütevazı bir performans klibi ya da bilgisayar başında kotarılan iddiasız bir klip bile işinizi görecektir. * Albüm çıkarma fikrine değil, şarkı yapma fikrine odaklanın. Albüm artık bir amaç değil, bir kartvizit. Şarkılarınız sevildikten sonra albüm çıkarmak çok daha kolay olacaktır. * Şarkı/klip, sosyal medyada fark edilirse sizi anlayan bir aranjörle ya da albümünüzü basmak isteyen bir müzik şirketiyle buluşmanız kolaylaşır. Müzik televizyonları ve radyolar da size farklı gözle bakarlar. * Bu nedenle klibinizi sosyal medya ortamında viral olarak (bir nevi ‘herkese bulaştırarak’) yaymak için elinizden geleni yapın. Hatta işin stratejisiyle ilgili sosyal medya ajanslarından destek alın. Para harcayacaksanız buraya harcayın. * Bir şirketle albüm anlaşması imzalayacaksanız, bu şirketin MÜ-YAP üyesi olmasına dikkat edin. Çünkü ancak bu şekilde tüm dijital ve yasal müzik platformlarında yer alabilirsiniz. Oradan gelecek dijital telif gelirlerine bel bağlamayın ama dijital platformlardan da uzak kalmayın (eser sahibi olarak MESAM ya da MSG, yorumcu olarak MÜYOR-BİR üyesi olmayı da unutmayın). * Menajer çok önemli, evet. Devir sponsorluk devri, konser devri. Ancak menajerin ne iş yapması gerektiğini iyi bilin. Menajer, takımın bir parçasıdır. Hatta adı üzerinde, ‘müdür’dür. Sizi bir ‘marka’ yapmak için strateji geliştirir, uygular. Sizi ‘satar!’. Konser teklifi gelmesini beklemez, konser projesi yaratır. İyi bir menajer bulun, egonuzu portmantoya asın ve kendinizi ona teslim edin. “Öyle menajer kaç tane?” diyorsanız; kısmen haklısınız. Bu durumda bu yola baş koyacak ‘arkadaş’ bir menajer seçin ve sizinle birlikte deneyim kazanmasına, işi öğrenmesine izin verin. Bunun uzun bir yol ve ekip işi olduğunu aklınızdan çıkarmayın!
Bu Haber 310 Defa Okunmustur |