Pop müziğin başarılı seslerinden Gökhan Tepe, yeni albümü ?Kendim Gibi? ile müzikseverleri selamladı.

Röportaj: Ali Pektaş - Zaman

Sanatçı, bu çalışmayı kendisini en iyi anlatan albüm olarak değerlendiriyor ve olgunluk albümü nitelemesi yapıyor. Duruşunu ve efendiliğini ailesine ve içinde bulunduğu ortama bağlayan Tepe?nin hayali ülkemizin adını dünyaya duyuracak besteler yapabilmek.

Gökhan Tepe, yeni albümü ?Kendim Gibi?yi ?kendisini? en iyi anlatan albümü olarak nitelendiriyor. Tepe, duruşunu ve efendiliğini ailesine ve içinde bulunduğu sosyal ortama borçlu olduğunu söylüyor.

Yeni albümünüz ?Kendim Gibi? aynen adı gibi sizi anlatabiliyor mu?

Evet. Kendimi en doğru, içimden geldiği gibi, en samimi duygularımla ifade ettiğim için bu albüme Kendim Gibi ismini verdim.

Albümde akustik şarkılar ağırlıkta. Bu, albümün konseptiyle mi yoksa oluşum sürecinde yaşadığınız ruh halinizle ilgili bir durum mu?

Akustik bir albüm yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi. Bunu yaparken de işin içine dijital efektler koyamıyorsunuz. O zaman müzik tüm yalınlığıyla 70 ve 80?lerdeki gibi bir stüdyo saunduna geçiş yapıyor. Şarkıların karakterleri de değişiyor. Kulüp tarzı şarkılar yapamıyorsunuz, ister istemez duygusallaşıyor. Tam da bu noktada şarkıların içeriğine karar verirken daha çok akustik müziğe dayalı repertuar oluşturdum. Beni en çok mutlu eden tarz da bu. O yüzden böyle bir albüm yapmak bana büyük keyif verdi. Birinci şarkıdan onuncu şarkıya kadar kendimi en iyi ifade ettiğim albüm oldu.

Bu albüm için hem bestecilik hem de yorumculuk anlamında olgunluk albümü diyebilir miyiz?

Evet. Müzik dünyasında on yedi yıllık bir geçmişim var. Bu sürenin sonunda çok şey öğrendim. Belli olgunlukları da yanında getiriyor bu on yedi yıl. Müzik adına daha estetik ve daha profesyonel şeyler yapmaya başlıyorsunuz. Birikimimi bu albümde doğru şekilde kullandığımı düşünüyorum.

Şarkılarınızda çok farklı altyapılar kullanmışsınız. Flamenko?dan sanat müziğine kadar geniş bir müzikal yolculuğa çıkmışsınız?

Bu, benim dinlediğim müzik türleri ile ilgili. Çok farklı müzik türleri dinlerim. Flamenko dünya müzikleri arasında en sevdiklerimden biri.  Zaten konservatuar mezunuyum ve sanat müziğine de ilgim var. Albümde dinlemiş olduğum ve en sevdiğim renklerden örnekler verdim.

Türk müziği eğitimi aldınız. Zaman zaman sanat müziği şarkıları seslendiriyorsunuz. Hiç sanat müziği albümü yapmayı düşünmediniz mi?

Serkan Çağrı?nın hazırladığı Şükrü Tunar tribüte albümünde ?Söyleyemem Derdimi? isimli şarkıyı söylemiştim. Onun evvelinde ve sonrasında çevremden sanat müziği söylememle ilgili birçok istek aldım. Zaten benim de uzun zamandır böyle bir albüm yapma fikrim vardı. İnşaallah önümüzdeki yıllarda hayata geçireceğim.

Gökhan Tepe denince hem duygusal hem de hareketli şarkılar akla geliyor. Bu şarkılar ne kadar sizi yansıtıyor?

Beni yansıtmayan şarkım yok. İçselleştirmediğim hiçbir duygu ya da söz beste olamıyor. Zorlama bir şeyler yapınca samimi olmuyor ve dinleyene geçmiyor. Benim seslendirdiğim bütün şarkılardaki samimiyet derecesi yüksektir. Şarkılarım iletkendir, dinleyiciye o samimiyeti geçirir.

Efendiliği bana babam aşıladı

Karakter olarak nasıl biridir Gökhan Tepe?

Duygusal bir insanım, melankolik zamanlarım vardır ama karamsar olmamak için elimden geleni yaparım. Hayata mutlu gözlerle bakarım. Fakat malum hayat şartları? Yorulduğumuz, üzüldüğümüz ve kalbimizin kırıldığı oluyor.

Peki yalnız bir insan mısınız?

Bazen kendimi yalnız hissederim. Ama bilerek yalnızlaştırmam kendimi, çünkü sinerji ile hareket eden bir ruhum var. Arkadaşlarımı ve onlarla vakit geçirmeyi severim. O yalnız kalma duygusu da bazen işe yarıyor, fikir dünyamı genişletiyor ve üretkenliğimi tetikliyor.

Şarkılarınızı üretirken daha çok hangi duygular sizi tetikler?

Mutluluk duygusu birinci sırada. İkinci sırada kırgınlık ve acı.

İsminizin önüne bir ?beyefendi sanatçı? sıfatı getiriliyor. Öyle bir gayretiniz var mı yoksa kendiliğinden oluşan bir süreç mi?

Sağ olsunlar. Eğer oynuyor olsaydım on yedi yıldır bir yerlerde açık verirdim. Bu içimden gelen bir şey. Ailem ve içinde yaşadığım sosyal ortamın ortaya koyduğu bir sonuç bu. Babam son derece saygın bir kişiliktir. İnsanlara yardım etmeyi sever ve kendini hep ikinci plana atar. Kendimi babam gibi görüyorum. Efendi duruşu bize babam aşıladı. Hâkeza annem de öyle. İyi bir aile ve mahalle ortamında büyüdüm.

Ünlü olunca bunu korumak zor olmadı mı?

Bu Cenabı Allah?ın takdiri biraz da. Çok şükür taşıyabildim. Zorlukları olmadı mı? Kolay bir şey değil. Yaşantınıza normal şekilde devam edebilmeniz gerekiyor. Ne oldum delisi olmamak, bu parıltılı dünyanın ışıklarına kanmamak gerekiyor.

İnsan egosu çok tehlikelidir. Siz nasıl törpülüyorsunuz bu egoyu?

Arkadaşlıklarım ve normal hayatıma devam ederek. Normal bir sosyal yaşantım var ve bunu değiştirmeyerek kendimi dengelemeye çalışıyorum. Aile yaşantıma devam ediyorum.

Sansasyonel bir hayatınız da yok.

O tarafa fazla geçemiyorum. Yapısal bir şey. Kendini bırakmak gibi geliyor bana. O benim en hassas bölgem. Otokontrolümü kaybetmek istemem. Kişiliğimin parçalarından da besleniyorum. Bu mozaik bozulduğu zaman benim de içimde bir şeyler bozulacak ve samimi şarkılar çıkmayacak.

Bugün herkes müzik piyasasıyla ilgili yeni şeylerin üretilmediğinden şikâyet ediyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yedi albümümde de hep farklı denemeler yaptım. Son dört albümümde dünya standartlarına yaklaşan işler yaptığımı düşünüyorum. Bunda aranjör dostum Erhan Bayrak?ın da büyük emeği var. Biz farklı şeyler denemekten korkmuyoruz, başarılı da olduk. Yapımcım da korkmuyor. Piyasamızda kendini tekrar eden birçok müzikal anlayışlar var, ama ben farklı şeyler yapmaya gayret ediyorum. Örneğin uzun süredir ?Türkan? tarzında bir şarkı yapılmıyor. Bu şarkının bestesi benim. Çıkış parçam ?Tanrım Dert Vermesin Başka? tadında uzun süredir şarkı yapılmıyordu.

2000?lerin başında müzik kimliksizdi

Gelecek adına ümitli misiniz?

2000?lerin başında bir bunalım süreci yaşadı müzik piyasası. Kimliksiz ve maalesef basit sözlerle halkımıza bir şeyler sunuldu. Son beş yıldır nitelikli sözler çıkmaya başladı.

Siz o 2000?li yıllarla ilgili bir özeleştiri yapıyor musunuz? Mesela ?Bayıldım? diye bir şarkı söylemiştiniz o yıllarda?

Daha da eski. 1996 yılıydı. 18 yaşındaydım, ipler elimde değildi. Onun albümde olması gerekliliğine karar veren kişi ben değilim. O dönem için gerekliydi. Sohbetlerimizde de eğlenerek bahsediyoruz, bir dönem böyle bir şey de söylemişiz diye. Ama biz o kimliksiz müziğe kendimizi kaptırıp karakterimizi bozmadık. O süreçten geçmek kolay olmadı.

Oyunculuk deneyiminiz de var. Oyunculuğu sanat hayatınızın neresine konumlandırıyorsunuz?

Oyunculuk benim için farklı bir aşk ve keyif. Ama ana mesleğimdir diyemem. Başta müzik var. Oyunculuk içimdeki farklı bir yönü geliştiren ve üretkenliğimi tetikleyen bir taraf. Türkiye?de ve yurtdışında birçok sevenimiz oldu. Hâlâ takip ediyorlar. 2013?te yeni bir projede yer almak istiyorum. Ama müziğe zaman ayıramamaktan da korkmuyor değilim.

Müzikal anlamda en büyük hayaliniz nedir?

Bütün dünyada sevilecek ve ülkemizden bahsettirecek bir şarkı bestelemek istiyorum. En büyük hayalim bir dünya bestecisi olabilmek. Tümüyle vatansever duygularla bunu söylüyorum. Kendi egolarımı bir tarafa bırakıyorum. Yurtdışında bizi temsil eden birçok bestecimiz var. Ben de bir ülkenin yetiştirdiği bir müzisyen olarak dünya çapında ülkemizden bahsettirecek bir besteci olmak istiyorum. Bu bir şarkı da olabilir, film müziği de olabilir.